İstediğim gibi ilgilenemiyorum blogumla bir ayı aşkın bir süredir. Esas sorun işimin çok yoğun olması. 5 kişilik bir dairede harikalar yaratmaya çalışmak çok yorucu. Sadece iş derdi olsa neyse. Bir de insanlar var... İş aslında yorucu değil. Beni ve sanırım herkesi yoran uğraşmak zorunda kalınan insanlar. Yoksa çalışmayı çok seviyorum. Zamanın nasıl geçtiğini bilmiyorum. Dosyaları, işleri, işlemleri düzenli şekilde yürütmek içimi ferahlatıyor hatta. Ama işte özverili olmak, sadece işinizin gayretini gütmek yeterli olmuyor. Beni insanlar yoruyor. Laf anlatamadıklarımsa canımdan bezdiriyor, yoruyor, sıkıyor, bunaltıyor... Üç günlük dünyada uğraştıklarıma bakıyorum da... Hepsi boş... Lakin her sabah işe gelmek zorundayım... Benden önce bu masalardan kimler gelmiş kimler geçmiş haberim yok... Benden sonra da kimseden kimsenin haberi olmayacak... Lakin düzene uymak mecburi istikamet... Yoksa hayat da olmaz değil mi? Bunaldım, sıkıldım, yoruldum... Tatile çıkmak fikri eskiden beni motive ederdi. Şimdi tatile çıkmak fikri bana işe geri döneceğimi hatırlatıyor... İşe geri dönmek istemiyorum ki... Eve gitmek istiyorum... Yani emekli olmak istiyorum ben... Allahım duy sesimi. Bir kanun çıkartsalar da benim gibi bedbahtları evlere yollasalar. Gençler gelsin çalışsın. Hem işsizliğe de çare olur. Ben sıkıldım, yoruldum, bunaldım hem de çok bunaldım...
Not: Lütfen senin yerinde olmak isteyen bilmem ne kadar kişi var muhabbetine girmeyelim. Ben de buralara paşa babamın torpiliyle gelmedim. Bir okul bitirdim, 3-5 sınav geçtim ve 17 yıldır dirsek çürütüyorum. Hepsi bileğimin hakkı... Herkesin kısmetinde ne varsa kaşığında çıkan o...
03 Haziran 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


6 yorum:
tam ben diyecektim egdone abla, sana emeklilik lazım diye. Umarım biran önce o bahsettiğin yasa çıkar.
Ah Egdoneciğim, seni çok iyi anlıyorum. Hele de bir şeyler yaratmaya başlayınca hiç bu sıkıcı rutin işler çekilmiyor. Avukatlığı niye bıraktım 18 yıl sonra? Neyse emekliliğime 9 ay kaldı:)
BENCE SIZ BU SIRALAR BIRAZ BUNALMISSINIZ YOKSA HAYAT DOLU BIR INSAN BUKADAR KISA SUREDE CIKMAZA GIRMEZDI:))) BU TUR SIKINTILAR BENDE DE OLUR IKI GUN SONRA NORMALE DONERIM. BEN KENDIMDE KESFETTIGIME GORE EGER COK YAPMAK ISTEDIGIM SEYLER VARSA VE YETISEMIYORSAM BUNALIM TAKILIRIM AMA DAHA GENCIZ URETMEK VARKEN HAYAT DEVAM EDERKEN...... NE DIYEYIM ALLAH KOLAYLIK VERSIN HEM BAYAN OLUP HEM CALISMAK SORUMLULUKLARIN BILINCINDE OLMAK GERCEKTEN KADINLARIN ISI ZOR (NAZARIMIZ MI DEGDI ACABA?)INSALLAH KISA ZAMANDA ESKI NESENIZE KAVUSURSUNUZ
İnsanın kendini iyi hissetmeye hakkı varsa, kendini kötü hissetmeye de hakkı olmalı öyle değil mi? Hatta saçmalamalı bazen. Evet saçma sapan hareketler yapabilmeli yada saçmasapan yazılar yazabilmeli. Ne var yani, her zaman normal mi olmak zorunda insan? Kimi zaman fiyakalı hatalar yapmalı yaşamında. Sonra "Ne yaptım ben?" diye kahkahalarla gülmeli dönüp geriye baktığında. Canı istediğinde kilitlemeli kendini kimi zaman kendi içine. "Tıp" oynamalı kendinle. Soru sorunca birileri, hastanelerdeki hemşire fotoğrafındaki gibi, sağ elinin işaret parmağını koymalı dudağının üstüne, "sus" diye.
Zorlamayacaksın! Kendini illaki iyi göstermeye çabalamayacaksın... Kötü hissediyorsan kendini,dibine kadar kötü olacaksın.Takatin yoksa gülümsemeye, sakın gülme zorla kimseye. Boş ver, desinler "Kafayı mı yedi bu ne?" , hatta böyle düşüneceklerine emin olduğun kimselere, istemeye istemeye selam bile verme. Bırak kendini, kötü hissetme halinin kollarına... Halsiz, mutsuz,isteksiz, keyifsiz, hareketsiz, bedbaht olmalısın hatta...Hakkını vereceksin kötü hissetmenin... Ağlayacaksın hatta! Ağla, ağla! Ağlamak iyi gelir insana!
*** Benim blogda Kendini Kötü Hissetme Halleri diye yazdığım bir yazım vardı. Tam uygun senin hissiyatına:) O nedenle kopyaladım yapıştırdım bir kısmını buraya! Olur böyle vaziyetler olur, kendini kötü hissetmenin keyfini çıkar! İyi günlerde de iyi olmanın zevki bambaşka tabi, tabi ki.. Neticede hepsi insan vaziyetleri öyle değil mi:)
Sevgili Gül ben zaten son 5 senedir nasıl emekli olurum araştırması yapıp bir çıkar yol bulamadım.Umarım yakınlarda birileri bizim gibiler için bir çözüm üretir.
Sevgili Meltem en iyisini yapmışsın. Ama bence sen zaten çok profesyonel çalışmaları olan birisin. Benimkiler bence amatörce...
Sevgili GGYİ, evet elden gelen tek şey kendini kendinin ilacı olamk ve umutla bakmak geleceğe...
Sevgili Vildan Hanım haklısın. Benim de kendimi kötü hissetmeye hakkım olmalı değil mi? Evet biliyorum da bazen iş ortamı vahşileşiyor ve kendimi uçsuz bucaksız çöllerde bir tas suyu olmadan kaybolmuş hissediyorum. Of of....
Zaman öyle hızlı geçiyor ki insan inanamıyor.Siz hiç olmazsa daha çalışırken hobinizi geliştirmişsiniz.Emekliliğe bırakmamışsınız.Bazı şeyleri yapabilmek için emeklilik yaşı geç olabiliyor çünkü.Bunaldıkça boncuklara kaçarsınız, terapi olur.Bu hissettiklerinizi hepimiz hissettik zamanında.Sağlıklı emeklililkler için dua edin.
Yorum Gönder